Yağmur Melodramı

Yağmur Melodramı

Varoşta yağan yağmurun ne romantizmi, ne de neşesi olur. Gene Kelly gibi elde şemsiye, ‘I’m singing in the rain.. What a glorious feeling’ hissine hiç kapılmazsın. Üzerine o esnada bir araba çamur sıçratır veya kırık kaldırımların altında biriken su, üstüne basmanla paçandan içeri dolar. Bu yüzden en fazla mecburi bir arabeskliği yaşarsın yağmur altında.

Yine de gam yüklü bu bünyeme fırsat verip kulaklıkla müzik dinlemeye ve yağmurdan bir tat almaya niyet ettim o gün. Listeyi randoma alıp bastım play’e.. Önce; “Tello gider, yan gider..” türküsü çaldı. “bunu kim koydu” deyip değiştirdim hemen. Sonra “J’en Ai Marre..” çaldı; bu da fazla Fransızcaydı.. Birkaç ileri tuşundan sonra Ahmet Kaya’nın davudi sesine teslim ettim kendimi. Gözlerim kısık dinliyordum artık. Yağan yağmur şakaklarımdan süzülüyor ve ben detone cılız bir avazla “olmasaydı sonumuz böyle..’’ diye eşlik ediyordum şarkıya.

“Sakin göllerin kuğusuyduk..’’ diyordu. Ben, yokluğu milyonlara dert olacak birisiymişim gibi davranıyordum. (Bu ne caka!) Derken yolun karşısına geçmem gerekti. Önce sola, sonra sağa, sonra arkama ve en sonunda önüme bakarak geçtim karşıya. Dilimde hala aynı mısra; “Olmasaydı sonumuz böyle..”

Karşıya geçtim ama kaldırıma ulaşamıyordum, su iki metre genişliğinde yolun köşesi boyunca akıyordu. Bahara gönül vermiş yazlık ayakkabılarım bu suya dayanamazdı. Zıplayabileceğim bir mesafeyi bulana dek yol boyu yürümeye başladım. O ara şarkım bitti tekrar başa aldım ve hep aynı yerde coştum; “olmasaydı sonumuz böyle…”

Suyun inceldiği bir yer buldum, zıplayıp geçebileceğim bir mesafeydi artık. Bir teyze de ellerinde torba ile karşımda, kaldırımda, aynı noktada bekliyordu. O geldiğim tarafa geçmeyi planlıyordu. Önce onun geçmesi için bekledim, yağmur altında bakıştık epey. Sonra ben, cevan bir hamleyle zıplayıp bir an önce geçeyim dedim. Aynı anda teyze de zıpladı ve havada çarpıştık; birbirimize sarılıp düştük suyun içine. Ayaklarım bileklerine kadar su doldu. Teyzenin de zayiat aynıydı. ‘’Yavrım dikkat etsene!’’ diye bağırdı.. Usulca kaldırıp başımı, ‘’olmasaydı sonumuz böyle.’’ diyebildim sadece ve koşarak uzaklaştım oradan.

Bilmem bu yazdıklarımı okuyabiliyor musun teyze ama, keşke seninle başka türlü karşılaşabilseydik.

Mart / 2016